Avrupa demiryolu tarihinin en efsanevi trenlerinden biri olan Orient Express'in adını duyunca akla hemen Paris'ten kalkıp Viyana, Belgrad ve Sofya üzerinden İstanbul'a uzanan, altın çağında lüksün ve casusluk romanlarının sahnesi olmuş vagonlar gelir. Ama Türkiye'de bu efsanenin çok daha az bilinen, gündelik ve hâlâ raylarda olan bir devamı var: Bosfor Ekspresi. Sirkeci Garı'nın tarihi rıhtımından değil ama aynı coğrafyadan, aynı sınır kapılarından geçen bu tren, Orient Express'in mirasını turistik bir nostaljiden ziyade gerçek bir ulaşım hizmeti olarak sürdürüyor.

Efsanevi bir ağın parçası: Orient Express'ten Bosfor Ekspresi'ne

Orient Express, 1883'te Paris ile Bükreş arasında başlayan ve kısa sürede İstanbul'a kadar uzatılan bir hizmetti; tren buradan sonra Sirkeci Garı'nda son buluyordu ve Sirkeci, uzun yıllar boyunca “Doğu'nun kapısı” olarak anıldı. 1919'da Simplon Tüneli'nin açılmasıyla devreye giren Simplon Orient Express, 1920'ler ve 1930'lar boyunca Paris ve Calais'ten kalkıp Milano, Venedik, Zagreb, Belgrad ve Sofya üzerinden İstanbul'a ulaşan, dönemin en önemli Paris-İstanbul demiryolu bağlantısı hâline geldi. Bu güzergah, romanlara ve filmlere ilham veren o gizemli, çok uluslu atmosferin de kaynağıydı.

İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde hizmet küçülse de tamamen ortadan kalkmadı. 1962'de devreye giren Direct Orient Express, Paris'ten Belgrad'a her gün, Paris'ten İstanbul ve Atina'ya ise haftada iki kez doğrudan vagon işletti. Ancak bu doğrudan bağlantı da uzun ömürlü olmadı: İstanbul'a giden son Direct Orient Express seferi 19 Mayıs 1977'de gerçekleşti ve bu tarihten sonra Paris-İstanbul hattı tamamen kaldırıldı. Orient Express adı bir süre daha yaşamaya devam etti ama güzergahı adım adım küçüldü: 1982'de Bükreş'e, 1991'de Budapeşte'ye, 2001'de Viyana'ya, 2007'de Strasbourg'a kadar geriledi ve nihayet Aralık 2009'da tamamen sona erdi.

İşte tam bu noktada Bosfor Ekspresi devreye giriyor. Paris'ten kalkan büyük ölçekli uluslararası tren artık tarihe karışmış olsa da, İstanbul'u Balkanlar üzerinden Avrupa demiryolu ağına bağlayan bölgesel hat ortadan kalkmadı; günümüzde bu görevi TCDD Taşımacılık, Bulgaristan Devlet Demiryolları (BDZ) ve Romanya Devlet Demiryolları (CFR) tarafından ortaklaşa işletilen Bosfor Ekspresi üstleniyor. Tren, Türkçede zaman zaman “Trans Balkan Express” olarak da anılıyor ve üç ülkeyi standart 1.435 mm ray genişliğiyle birbirine bağlıyor.

Orient Express'in İstanbul'a uzanan tarihi, sadece bir demiryolu hattının hikâyesi değil, aynı zamanda dönemin diplomatik ve ticari ilişkilerinin de bir aynasıydı. Trenin geçtiği her istasyon — Viyana, Budapeşte, Belgrad, Sofya — Avrupa'nın doğusuyla batısını birbirine bağlayan bir kapıydı ve İstanbul, bu hattın en uzak, en “egzotik” durağı olarak pazarlanıyordu. 1890'da hizmete giren bugünkü Sirkeci Garı binası, kısa süre içinde Orient Express'in efsanevi doğu terminali olarak ün kazandı; bu da hattın Osmanlı ve ardından Türkiye Cumhuriyeti için ne denli önemli bir prestij meselesi olduğunu gösteriyor. Bugün Bosfor Ekspresi'ne binen bir yolcu, aslında bu büyük tarihin küçülmüş ama hâlâ nabız atan bir devamına ortak oluyor.

Güzergah: İstanbul'dan Bükreş'e Balkanlar üzerinden

Bosfor Ekspresi'nin bugünkü güzergahı, klasik Simplon Orient Express'in Zagreb ve Belgrad'a uğrayan rotasından farklı olarak Sofya'dan geçip Bükreş'e yöneliyor. Sefer, İstanbul'da Marmaray hattı üzerindeki Halkalı istasyonundan kalkıyor; tren, Marmaray inşaat çalışmaları nedeniyle Ağustos 2013'ten bu yana tarihi Sirkeci Garı'ndan değil Halkalı'dan hareket ediyor. Güzergah kabaca şöyle işliyor:

  • Türkiye: Halkalı'dan Edirne üzerinden Kapıkule sınır kapısına kadar.
  • Bulgaristan: Kapıkule'den girip Eski Zağra (Stara Zagora) gibi şehirlerden geçerek Dimitrovgrad'a; burada tren, Sofya'ya giden İstanbul-Sofya Ekspresi ile birlikte seyahat ediyor ve Dimitrovgrad'da ikiye ayrılıyor — bir kısım Sofya'ya devam ederken Bosfor Ekspresi'nin vagonları Rusçuk'a (Ruse) yöneliyor.
  • Romanya: Tuna Nehri'ni geçip Yergöğü (Giurgiu) üzerinden Bükreş'e ulaşıyor ve yolculuk Bükreş Kuzey Garı'nda (Gara de Nord) sona eriyor.

Toplam yolculuk süresi yaklaşık 13,5 saat sürüyor ve tren en fazla 120 km/saat hızla seyredebiliyor. Yani bugünün Bosfor Ekspresi'nde hâlâ Sofya'ya kadar giden bir bağlantı var — tarihi İstanbul-Sofya-Belgrad hattının izlerini taşıyan bir parça gibi — ama Belgrad ayağı artık bu hizmetin bir parçası değil; Balkanlar'daki savaş sonrası demiryolu kesintileri ve hat kapanmaları nedeniyle Zagreb-Belgrad-Sofya üzerinden batıya doğrudan bağlantı bugün pratikte mümkün değil.

Bosfor Ekspresi bugün hâlâ çalışıyor mu?

Evet — Orient Express'in aksine Bosfor Ekspresi hâlâ hizmette. Tren her iki yönde günlük olarak sefer düzenliyor ve İstanbul'u Bulgaristan ile Romanya'ya bağlayan tek düzenli tarifeli uluslararası yolcu treni konumunda. TCDD Taşımacılık, BDZ ve CFR arasındaki üçlü işletme anlaşması, sınır geçişlerinde vagon değişimi ya da aktarma gerektirmeden doğrudan yolculuk yapılabilmesini sağlıyor. Bu da onu, bölgede kalan az sayıda “klasik usul” uluslararası tren hizmetinden biri yapıyor.

Burada önemli bir noktanın altını çizmek gerekiyor: Bosfor Ekspresi'ni, adı benzeyen ama tamamen farklı bir iç hat treni olan Boğaziçi Ekspresi ile karıştırmamak lazım. Boğaziçi Ekspresi, 1968'den itibaren uzun yıllar İstanbul (Haydarpaşa) ile Ankara arasında çalışmış, tamamen yurt içi bir sefer olup 2014'te Ankara-İstanbul hızlı tren hattının açılmasıyla önemini yitirmiş ve sonraki yıllarda kesintili biçimde farklı güzergahlarda (Ankara-Arifiye gibi) sınırlı olarak sürdürülmüştür. Bosfor Ekspresi ise bambaşka bir hizmettir: uluslararası, üç ülkeyi kapsayan ve Orient Express ağının torunu sayılabilecek bir bağlantıdır.

Bosfor Ekspresi'ni gerçek Orient Express'ten ayıran farkları da netleştirmek gerekir. Orijinal Orient Express, döneminin en lüks trenlerinden biriydi; özel restoran vagonları, ahşap kaplamalı kompartımanları ve Paris'ten doğrudan İstanbul'a uzanan kıtalar arası iddiasıyla bir “seyahat markası”na dönüşmüştü. Bugün bu ismi taşıyan turistik nostalji trenleri (örneğin Venedik Simplon-Orient-Express) de tamamen ayrı, özel işletilen lüks turlardır ve tarifeli demiryolu hizmetiyle ilgisi yoktur. Bosfor Ekspresi ise hiçbir zaman lüks bir marka olmadı; sade kompartımanlı ve yataklı vagonlarla çalışan, sıradan yolcuların Türkiye'den Balkanlar'a ya da tersine geçmesini sağlayan pratik bir hizmet olarak var oldu ve varlığını sürdürüyor.

Bugün İstanbul'dan trenle Avrupa'ya açılmak isteyen bir yolcu için Bosfor Ekspresi hâlâ gerçek bir seçenek. Halkalı'dan bindiğinizde, geçtiğiniz Kapıkule sınır kapısı, Tuna kıyısındaki Rusçuk ya da Bükreş'teki final istasyonu, bir asır önce aynı hatta seyahat eden Orient Express yolcularının da geçtiği topraklar. Lüks yataklı vagonlar ve restoran arabaları artık yok, ama demiryolu bağlantısının kendisi — ve onun taşıdığı tarih — hâlâ orada duruyor. Bu da Bosfor Ekspresi'ni, sadece bir ulaşım aracı değil, Avrupa demiryolu tarihinin sessizce yaşamaya devam eden bir parçası hâline getiriyor.

Bu yolculuğu düşünenler için pratik notlar

Uzun mesafeli, sınır geçişli bir tren yolculuğu planlamak, uçakla seyahate göre daha fazla sabır ve esneklik istiyor. Kapıkule'de yapılan pasaport ve gümrük kontrolleri, ardından Bulgaristan ile Romanya arasındaki sınır işlemleri, toplam seyahat süresini uzatabiliyor; bu yüzden 13,5 saatlik tarifeye ek olarak makul bir tolerans payı bırakmakta fayda var. Güzergah boyunca geçilen Edirne, Eski Zağra ve Rusçuk gibi şehirler, kendi başlarına da tarihî dokularıyla dikkat çeken duraklar; vakti olan gezginler için Bosfor Ekspresi, sadece bir aktarma aracı değil, Balkanlar'ı pencereden izleyerek keşfetmenin de bir yolu. Güncel tarife, vagon tipleri ve rezervasyon koşulları zamanla değişebildiğinden, yolculuktan önce ilgili demiryolu işletmelerinin güncel duyurularını kontrol etmek her zaman en doğrusu.